Farklı bir perspektiften baktığımızda gerçekten enteresan yaratıklarız! Kıyaslamaya geldiğinde mutlaka bizden iyilere bakıp “Ah o imkânlar bende olacaktı” deriz ama o imkânlara NASIL ulaşacağımızla ilgilenmeyiz. Ahkâm kesilecekse eğer, önce biz fırlarız sahneye ve neyin neden ve nasıl yapılaMAyacağını detaylarıyla anlatmaya koyuluruz ama o iş yapılırsa nasıl yapılır sorusuna cevap aramaya hiç odaklanmayız.

Sıra dışı, yaratıcı ve olağan koşullar içerisinde gerçekleşmesi çok zor olan fikirler paylaştığımda; etrafımdaki bir kişinin de “Hey bu harika bir fikir!.. Bu konudaki zorlukları bertaraf etmek için birlikte çalışalım mı?” dediğini duymadım. Ama en yakın dostlarım ve ailemden bile “Sana mı kaldı?” – “Olmuyorsa bırak abi” – “Sen mi kurtaracaksın kardeşim memleketi” – “Olmaz abi, yapılamaz… Mümkün değil!” vb. ifadeleri sık sık duyduğumu hatırlarım.

Önce durumun farkına varıp kendimize dürüst olmamız önemli: Türküz ve her halta bir mazeretimiz var! Kötü bir şey yaptığımızda mutlaka mazeretimiz hazırdır: Ya mağdur olmuşuzdur, ya öteki suçludur veya (en trajikomiği) “Öfkemizin esiri olmuş, kendimizi kaybetmişiz”dir…

“Kendimi kaybetmişim”… Bak bu ifade de bile sorumluluk almıyoruz, dikkat et. Bilinçli olarak kaybetmedim kendimi… Kaybet”mişim”… Bunun bile farkında değilim yani!!! Hey Allah’ım!

Mazeret = Maliyet

Maliyet JPG

Mazeret ürettiğiniz her an anımsayın; ciddi bir maliyetin altına giriyorsunuz! Ya şimdiye kadar yaptığınız tüm yatırımı çöpe atıyorsunuz ya ciddi zaman kaybediyorsunuz ya da hayatınızın fırsatını elinizin tersiyle itiyorsunuz… Ya da hepsi birden! Böylesi gereksiz maliyetlerden kaçınabilmeniz için en sık kullandığımız 7 mazereti ve aslında gerçekte ne olduğunu aşağıda paylaşıyorum:

1. Mazeret: “Yeterince iyi değilim / Yeterli değilim”

Kıyaslamaya bayılıyoruz ya… Bu mazeret özellikle de kendimizi sahip olmadığımız şeylere sahip olanlarla kıyasladığımızda pek mantıklı görünüyor oysa tam aksi bir durum da söz konusu: Sizin kadar akıllı, yetenekli veya tecrübeli olmamalarına rağmen sizden ileride olan bir sürü insan var… Sizdeki kaynaklara sahip olmayan bu kadar insan nasıl oluyor da sizden daha önde oluyorlar? Hmm… Düşünmeye değer değil mi?

2. Mazeret: “Hiç zamanım yok / Çok yoğunum”

Alın size kendimize ve başkalarına ısrarla söylediğimiz bir mazeret daha! Biliyoruz değil mi; başarıya ulaşmak çok zamana sahip olmakla ilgili bir şey değil… Başarı, ihtiyaç duyduğumuz zamanı yaratmakla ilgili bir şey. Daha fazla zaman yaratmak için işte size birkaç tüyo:

  • Daha az uyumak: El ayak çekilince, bölünmeden çok daha hızlı ve rahat çalışabilirsiniz.
  • TV’yi kapatmak: Gençlerimizin % 93,4’ü vaktini  TV izlemeye ayırıyor (1) ayrıca ortalama bir Türk vatandaşı bir günün 6 saatini TV başında geçiriyor (2)… En değerli kaynağımız olan zamanı nasıl da çöpe atıyoruz, düşünsenize!
  • Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak: Size kazandıracağı okuma zamanı sayesinde direksiyon başındaki rakiplerinizle karşılaştırdığımızda muazzam bir şekilde öne geçiyorsunuz! Ayrıca; kitap okuma konusunda Türkiye ortalaması olan günde 1 dakikayı da (2) daha ilk yolculukta fersah fersah aşıyorsunuz!

3. Mazeret: “Param yok”

No money

Sizce Steve Jobs ve Steve Wozniak garajlarında Apple’ı kurarken kaç paraları vardı? Bildiniz; “0” ! Hiç parası olmayan bu 25 yaşındaki iki genç adamı mazeret üretmektense harekete geçmeye teşvik eden neydi peki? Ulaşmayı amaçladıkları bir hayalleri, göreve dönüştürdükleri bir ülküleri ve onları bir yol bulmaya zorlayan heyecanları vardı. Tüm bunlar sonucunda ürettikleri stratejiler onlara parayı getirdi.

“Para kazanmak için param olmalı” fikrini unutun! Hedefe çevirdiğiniz bir hayali ülkünüz/göreviniz haline getirdiyseniz eğer; siz sadece o “değer”i ortaya koyup teslim etmekle ilgilenin ve göreceksiniz; parası olanı kendinize çekeceksiniz.

4. Mazeret: “Doğru insanları tanımıyorum”

Bunun bir başka türlüsü de “Oraya ulaşmak için torpil lazım abi… Tanıdığın olacak, tanıdığın” şeklindeki mazeret… Ne saçmalık! Kimi tanıdığınızı da insanların sizi nasıl tanıdığını da değiştirebilirsiniz. Önce o tanışmak istediğiniz kişi gibi birine dönüşmeye ne dersiniz? Garanti veriyorum: Bu hiç beklemediğiniz kadar iyi ve hızlı bir başlangıç olacak!

5. Mazeret: “Doğru zamanı bekliyorum”

Hadi buyur! bu mazereti söyleyen birine (bu kendiniz dahi olsanız) şu soruyu sorabilirsiniz: Doğru zamanı bir tarif eder misin bana? Buna vereceğiniz cevap daha fazla bahane olacaktır! İçinden geçtiğiniz zaman iyi de olsa kötü de olsa hemen o anda atabileceğiniz doğru bir adım, hemen o anda uygulayabileceğiniz doğru bir aksiyon MUTLAKA var! O yüzden hatırlayın: Zaman, her zaman doğru zaman !

6. Mazeret: “O kadar kolay mı?”

Hayır değil… Ve kimse de kolay olacağını söylemedi! Bu yüzden insanların birçoğu bunu denemeyi bile düşünmüyor ve bu yüzden de birçok insan potansiyellerini asla gerçekleştiremiyor. Ama siz birçok insandan biri değilsiniz ve bu sizin için büyük bir avantaj!

7. Mazeret: “Bize bırakmazlar o işi /Ben bunu hak etmiyorum”

“Vallahi” de!.. Kim, kime, neyi, niye bıraksın ki zaten?! İş dünyası bu…

Bakın bir konuyu açıklığa kavuşturalım: Başarı hak edenlerin kazandığı bir şey değil, başarı; yaptıkları işi en iyi şekilde yapıp muhatabına tip-top teslim edenlerin kazandığı bir şey. NOKTA! Bunun hakla hukukla hiçbir ilgisi yok!

Hatırlayın:

Remember.jpg

Başarı, çok hırslı olanlardan ziyade hiç mazereti olmayanların kazandığı bir şeydir.

Ve şimdi lütfen bir daha düşünün: Sizi ne durduruyor?

Kısacık bir örnekle sonlandırayım ki neyin sizi durdurduğuna dair daha net bir görüntü olsun zihninizde: Frenine basmakta olduğunuz bir bisiklet, otomobil ya da motosikletle ilerleyebilmek mümkün mü? Elbette mümkün değil! Bilin ki mazeretler de hayatınızın freni…

Ve yapacağınız tek bir şey var: Ayağınızı frenden çekmek! Hemen şimdi kendinize bir söz verin: Bu yazıyı okuduğunuz şu andan itibaren ürettiğiniz tüm mazeretlerin yerine aksiyon adımları koyacaksınız!

Kendinize verdiğiniz bu söze sadık kalır ve dediğinizi yerine getirirseniz; mazeretsiz ve hareketle dolu bir hayat sizi hedeflerinize beklediğinizden çok daha hızlı ulaştıracak.

(1) TÜİK – “Zaman Kullanım Araştırması” – 2015
(2) TÜİK – “Kitap Okuma Araştırması” – 2014

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>